12 Ağustos 2026 Leke Tedavisi

Cilt lekelerinde hangi yöntem, hangi lekeye uygundur?

Her leke aynı değildir; bu yüzden her lekeye aynı tedavi uygulanmaz. Çil, lentigo, melazma ve ota nevüs arasındaki farklar ve tedaviye başlamadan önce bilinmesi gerekenler.

Cilt lekelerinde hangi yöntem, hangi lekeye uygundur?

Lekeye bakmadan tedaviye başlanmaz

Cilt lekesi tek bir hastalık değildir. Aynı kahverengi görünümün altında çok farklı mekanizmalar bulunabilir; hangisinin söz konusu olduğu netleşmeden seçilen yöntem, sonuç vermediği gibi yeni lekelenmeye de yol açabilir.

Bu nedenle leke tedavisine başlamadan önce deri muayenesinin eksiksiz yapılması gerekir. Tanının net olarak konulması ve mevcut lekenin benlerden ayrımının yapılması şarttır. Bu ayrım, gözle her zaman mümkün olmadığı için dermatoskopik değerlendirme gerekebilir.

Sık karşılaşılan leke tipleri

Deriye rengini veren pigmente melanin denir ve melanin, melanosit adı verilen hücreler tarafından üretilir. Lekelerin çoğu, bu üretimin artması veya hücrelerin çoğalmasıyla ilişkilidir:

  • Çil (efelid): Oluştuğu bölgede artmış melanin üretimi sonucu gelişir. Yüz, omuz, dekolte ve sırt gibi güneş gören bölgelerde, genellikle 5 mm'den küçük kahverengi lekelerdir; yazın belirginleşir.
  • Lentigo: Melanosit hücrelerinin sayıca artması sonucu oluşur. Çoğunlukla güneş gören bölgelerde, kahverenginin çeşitli tonlarında, 0,5 mm–1 cm çapındadır.
  • Melazma (kloazma): Alın, yanaklar, burun, çene ve üst dudakta görülebilen, ağsı desen veren açık–koyu kahverengi lekelenmedir. Melanositlerin aşırı çalışması sonucu oluşur; gebelik, doğum kontrol hapları, bazı antibiyotik ve ağrı kesiciler ile menopoz tetikleyici olabilir. Ultraviyole ışınları önemli bir tetikleyicidir.
  • Becker nevüs: Doğumda yoktur, genellikle 10–30 yaş arasında başlar. En çok omuz, sırt ve göğüs ön duvarında görülür; yıllar içinde koyulaşır ve üzerinde kalın kıllar gelişir.
  • Ota nevüs: Yüz bölgesinde, göz akını da çoğunlukla tutan mavi–kahverengi bir lekedir. Doğumda bulunabildiği gibi ergenlikte, hatta erişkin dönemde de ortaya çıkabilir.
  • Cafe au lait: Sütlü kahverenginde, düzgün sınırlı ve tek düze bir lekedir. Çapı büyük olan ve sayısı 6'dan fazla olanlar bazı genetik hastalıklar yönünden araştırılmalıdır.

Lazer lekeyi nasıl açar?

Leke tedavisinde lazer ışınlarının hedef aldığı kromofor, renk pigmenti olan melanindir. Melanin belirli dalga boylarındaki lazer ışığını emer; oluşan ısı etkisiyle parçalanır ve vücut tarafından uzaklaştırılır. Bu amaçla kullanılan sistemlerden biri Q-Switched Nd:YAG lazerdir.

İşlem sonrası ciltte hafif kızarıklık oluşabilir ve ince bir kabuk bağlar. Bunun dışında deride soyulma veya yara olmaz; hastalar günlük hayatlarına devam edebilir. Bazı lekeler tek seansta bile açılabilirken, lekenin cinsine göre toplam seans sayısı değişir.

Leke tedavisinde en sık yapılan hata, tedaviye yanlış mevsimde başlamaktır. Güneşli aylarda yapılan uygulamalar, gidermek istediğiniz lekenin yerine yenisini bırakabilir.

Mevsim neden bu kadar önemli?

Q-Switched Nd:YAG lazer ile leke tedavisi güneşli mevsimlerde yapılmaz; tedaviye sonbahar veya kış aylarında başlanır ve 1–1,5 ayda bir uygulama yapılır. Aynı şekilde kimyasal peeling de leke bırakma riski artacağından güneşin yoğun olduğu aylarda uygulanmaz.

Esmer tenli kişilerde lekelenme riski daha yüksek olduğundan, lazerle leke tedavisi daha çok açık tenli kişilerde tercih edilir. Bu nedenle cilt tipi ve fototip değerlendirmesi, tedavi kararının ayrılmaz bir parçasıdır.

Tek yöntem yeterli olmayabilir

Bazı lekelerde tek bir yöntem yeterli olmaz. Mezoterapi kokteyllerindeki maddeler, lekelenmeden sorumlu melanini parçalar ya da üretimini azaltır; bu uygulamanın altın iğneli radyofrekans veya dermapen gibi yöntemlerle bir arada uygulanması etkinliği artırır.

BBL ise ışığı hem melanine hem damarlara yönlendirdiği için, lekenin yanında kızarıklık ve kılcal damar sorunu da olan ciltlerde tercih edilebilir.

Özet

Leke tedavisinde başarı; doğru tanı, doğru mevsim ve cilt tipine uygun yöntem seçimiyle mümkündür. Lekenizin hangi tipe girdiğini ve size uygun yaklaşımı öğrenmek için deri muayenesi ile başlamanız en doğrusudur.

Blog

Diğer yazılar